Merkezimizin kuruluş amacı; kişilerin hayatlarında yaşadığı rahatsızlıkları ve hastalıkları tedavi etmektir. Bunu yaparken kişilerin sosyal yaşamlarını da desteklemektir.

Hayatımızda kaçıncı çocuk olduğumuzun neden bu kadar önemi var?

Bizler ODM terapistleri olarak kaçıncı çocuk olduğunuzun, kimliklerinizi ne kadar etkilediğini bilerek terapi yolcuğumuza çıkıyoruz. Çünkü biliyoruz ki çiftler arasındaki ilişkinin ve iletişimin temellerini atıyor.

 

Bu yazıda sizlere eş kimliğinin özelliklerini anlatarak başlayacağım. Eş kimliği öncelikle; değerli hissetmek, ben-biz dengesini kurmak, birincil değerlerin önemsenmesini, eş kimliği değerlerinin önemsenmesini ve hissettirilmesini, eş kimliği yetkinliklerinin yerine getirilmesini, cinsel kimliğinin doyurulmasını ve tabii ki sevgi ister.

 

Eş kimliğinde biz ne demek; aklımıza ilk gelen şey paylaşmaktır. Oysa bu bir patolojidir. Paylaşma adının altında katlanmaktır. İstenmeyen bir şey yapıldığında kişi buna katlanmak zorunda kalır bu da paylaşım değildir. BİZ OLMAK PAYLAŞMAK DEMEK DEĞİLDİR. ORTAK YAPMAKTAN KEYİF ALDIĞINIZ ŞEYLER VARSA YAPILMALIDIR.

 

Farklı doğum sıralaması çiftlerin yaşadığı sorunlarla birebir bağlantılıdır. Şimdi hangi çocuk hangi çocuk evlenirse ne olur diye bakalım.

 

İlk çocukla ilk çocuk ilişki yaşarsa; karşımıza ilk olarak otorite kavgası çıkar. Burada görev tanımı yapıyor olmak, güç mücadelesine dönüştürmemek, eleştirisel olmamak ilişkiyi daha yaşamalarını sağlar.

 

İlk çocukla son çocuk ilişki yaşarsa; çok tamamlayıcıdır fakat çok yorucudur. Sorumluluk ilk çocuğun üstünde ve bundan dolayı son çocuk şımarmaya devam ediyor. Sorun çıkmaya başladığı yer ne zaman ilk çocuk taşıyamaz ve tolöre edemez hale gelindiğinde. Son çocuk ilk çocuğunun da ilgiye ihtiyacı olduğunu fark edip eşine ilgi göstermeye ve sorumluğunu alırsa işler daha çok yoluna girer.

 

Son çocuk ile son çocuk ilişki yaşarsa; genelde karşımıza ciddi maddi sorunlar çıkar. Hesapsız harcama yaptıkları için çok zorluk yaşarlar. İlgiyi üzerinde tutma, manipüle etme ve işlerine geleni yapma konusunda başlarına buyruk hareket ederler. Kendilerine ve karşısındakine dürüst olmaları gerekir. İki tarafta yaratıcı ve yenilikçidir. Sallantılı ve fırtınalı bir ilişki yaşarlar. Eğer düzen ve denge kurabilirlerse çok eğlenirler.

 

İlk çocuk ortanca çocuk ilişki yaşarsa; birinci çocuklar kontrolcü ve konfor aralığındadır. Ortanca idare edici konumdadır. Ortanca değerli hissetmek ister. Ketumdur ve kendilerini açmazlar. Maalesef ilk çocuk onu değerli hissettirmekle ile uğraşmaz ve eleştirir. Ortanca bundan hoşlanmaz fakat dile de getirmez. Ortanca çocuk idare etmek adına MUTLULUĞUNU göz ardı eder.

 

Ortanca çocuk ortanca çocuk ilişki yaşarsa; en büyük sıkıntı ikisi de değerli hissetmek ister fakat birbirlerine hissettirmeyi unuturlar. Kapalı sistemde yaşamayı seçerler ve kendi içlerinde idareci davranırlar. İdare etmekten vazgeçene kadar ilişki kapalı sistem devam eder. Çiftler birbirlerine değerli hissettirirlerse ilişki değer üzerinden devam eder.

 

Son çocuk ortanca çocuk ilişki yaşarsa; normal koşullarda iyi yürüyen bir ilişkidir. Yeter ki son çocuk ortanca çocuğu sömürmesin. İyi yönetilmediğinde sorun çıkar. İlişki içindeki en kritik nokta duruma göre esneyebiliyorsa sorunlar daha kolay çözümlenir. Esneme olmazsa ilişkide çatışma olur.

 

Kişilik özelliklerimizde kaçıncı çocuk olduğumuz çok büyük bir etken olduğu için ilişkilerimizi de bir o kadar etkili oluyor. İlişkiyi yaşayışımızın,  kendimizi ifade edişimizin ve beklentilerimizin üzerinde etkisi olduğu için ilişkiyi nasıl yaşadığımızı da açıklıyor.